ANASAYFA

11 Ocak 2019 Cuma

Film : Canavarın Çağrısı

Ocak 11, 2019

CANAVARIN ÇAĞRISI

Televizyonda açıktı benimde kumandayı alıp kanalı değiştirmeye üşendiğim bir gündü :) Evet şimdi de diyorum ki iyi ki de üşengeçliğim tutmuş. Ne çok ağladım bu filmde küçücük bir çocuğun gerçeklerle savaşıydı. Kendi hayal dünyasında ne büyük yıkımlar yaşadı.

Bir çocuk için aile çok önemlidir. Yuvalar kuruyoruz çocukları düşünmeden parçalıyoruz.Böyle bir filmin bana böyle bir ders vereceğini düşünmezdim. Anne babası boşanmış, annesiyle kalan ve annesinin kanser olmasıyla anneannesiyle yaşamaya başlayan Connor içten içe  babasıyla yaşamak istiyor bir sahnede bunu babasına öyle bir söylüyor ki içinizden diyorsunuz ki herkes baba olamaz. Herkes aile kurmaya layık değildir. Kendi çocuğunu hiç bir yere sığdıramamak yapılan en büyük bencilik ''kendime yeni hayat kurdum'' cümlesinin arkasına sığınmak en büyük zalimlik olsa gerek. Connor küçücük yaşında sadece bunlarla uğraşmıyor hayal dünyasındaki canavarla, okulundaki arkadaşlarının acımasızlığıyla da uğraşıyor. Belki de çocukken çok daha acımasız oluyoruz. Canavar, Connor a 3 hikaye anlatıyor bunların hepsi birbirinden güzel, kesinlikle tavsiye ederim izlemenizi baştan ''bu ne ya'' deyip değiştirmeyin derim. Ayrıca filmin kitabı da var en kısa zamanda okuyacağım :)

İyi seyirler dilerim :)

18 Aralık 2018 Salı

Yaban - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Aralık 18, 2018


Uzun zamandır aklımdaydı ve sonunda okuyabildim. :) Herkesin okuması gereken bir kitap. Yakup Kadri'nin okuduğum ikinci kitabı ve beni daha çok etkiledi. Kurtuluş Savaşında, köylüyü hiç bu şekilde hayal etmezdim o kadar iyi anlatılmış ki, çoğu zaman gözlerim doldu.

Konumuz 
Ahmet Celal, Çanakkale savaşı sırasında kolunu kaybederek gazi olmuş bir subaydır. Emir eri olan Mehmet Ali'nin Eskişehir deki köyünde yaşama teklifini kabul eder. Çünkü İstanbul İngilizler tarafından kuşatılmıştır.Bu şekilde eğitimli aydın birinin, eğitimsiz cahil köylüyle olan çatışmasını okuyoruz. Köylülerin onu bir gazi olmasına rağmen içlerine almaması Yaban olarak adlandırmaları kendilerinden uzak tutmaları en dikkat çeken kısımlardı. Ahmet Celal, kendisini kitaplarla oyalar ve gazetelerden savaşı takip eder. Milli Mücadelenin başlaması Türklerin, düşmana teslim olmayışını coşkuyla köylüyle paylaşır fakat aldığı tepkisiz, heyecansız tavırlar onu zamanla tamamen kendisiyle baş başa bırakır. Bir gün köyden iyice uzaklaştığı sırada  Porsuk Çayı üzerinde, yakınlardaki bir köyden olan Emine'yle tanışır. Emine yi köylü bir kız olarak küçük görse de ilk görüşte aşık olur.Sürekli Porsuk Çayına giderek Emine'yle konuşmaya çalışır fakat hiçbir zaman istediği iletişimi kuramaz Mehmet Ali nin kardeşi İsmail de Emine'ye aşık olmuştur. 

Açıkçası kitaptaki karakterler dikkat çekiciydi. Biraz daha yazarsam kitabı olduğu gibi anlatmış olacağım. Beni en çok etkileyen kısım sonlarıydı. Yunan askerlerinin köyü talan etmesi, saygısız kötü davranışlarını okumak ne kadar içimi acıttı, nasıl üzüldüğümü anlatamam. Başlarda köylüyü sevmemiştim fakat anladım ki, köylü kendi kendisine bırakılmıştı. Sefil haldeydiler savaş zamanı köylü hatırlanmıştı.Köylü eğitilmemiş cahil olarak bırakılmış, hiç önemsenmemiş. Bu yüzden Ahmet Celal de kendisini ve diğer aydınları suçlamakta köylüyü savaş zamanı tanıdıkları hatırladıkları için. 

Kısacası okunması gereken çok değerli bir kitap. Ne yazık ki, okul yıllarımda okumadığıma... Tarih dersinde Kurtuluş Savaşı konusu işlenmeden önce, bu kitap okutulsa eminim kimse Tarih dersini sevmiyorum demezdi. Can kulağıyla dinlenirdi diye düşünüyorum.

''Ben bir maskara değilim ama, bir safderun olduğum, bir koca çocuk olduğum muhakkaktır. Bundan bir türlü kurtulamıyorum. Feleğin nice cevr, nice aldanışlar, nice hayal ve umut kırılışları beni pişirmeye yetmedi. Hala, ne çocukça sevinçlerim, ne hoş hayallerim,gönlümün ne safça akışları var.''




12 Aralık 2018 Çarşamba

İnsanlar

Aralık 12, 2018






Hayatımıza karışan yorum yapan insanlar...

Seçimlerimizden biz sorumluyuz. Neden insanlar bizi seçimlerimizden döndürmeye çalışır ? Yersiz eleştiriler yapmak neye yarıyor. Sadece moral bozduklarını fark edemiyorlar mı ? Bazen bazı seçimlerim de sadece yanımda olunsun istiyorum.Tahammül sınırlarını zorlayıcı eleştiriler falan yapılmasa, hayırlısı deyip geçilse... Bu kadar zor olmasa saygı göstermek.

Kararlarımızı sorgulayacağımız şu '' Emin misin ?'' ler var ya işte sanırım burada ipler kopuyor. Diyorum ki önemli kararlarda kişinin kendisine bırakın ipleri zaten önemli olduğu için o çok düşünmüştür. Tekrar tekrar sorgulatmak bir şeye yaramaz. Kendiniz nasıl hayatınızla ilgili seçim yapma özgürlüğünüz varsa aynı şekilde herkesin var. Biriyle arkadaş, akraba olmanız kişinin kararları üzerinde etkiniz, söz payınız olduğu anlamına gelmez. Karar vermiş akıl danışmamış bu ikisinin farkında olmak lazım. Destek olsak köstek olmasak ne kadar da güzel olur...

27 Kasım 2018 Salı

Goriot Baba - BALZAC

Kasım 27, 2018



                                                      (Goriot Baba - Balzac - Çeviren Cemal Süreya )
Merhabalar , 

Bazı kitapları çok geç okuduğumu fark ediyorum. Şükürler olsun ki tavsiyeleri dikkate almak gibi bir huyum var. Kitaplara Kaçanlar bloguna çok teşekkür ederim. Bu sayede kitabı aldım ve okudum.
Eğer anomi,yozlaşma,yabancılaşma,ahlaki değerlerin yok olması gibi konulara sahip  bir kitap arıyorsanız tek kelimeyle Goriot Baba dır. Bu ağır toplumsal sorunların hepsini barındırıyor.

Bir ailenin nasıl çıkar ilişkisine dönüştüğünü  merak ediyorsanız. Para, güç kazanmak ve diğer insanlara gösteriş amaçlı yapılan şeylerin sayesinde olduğunu görebiliyoruz.Bu gibi şeylerin

14 Kasım 2018 Çarşamba

Orhan Veli - Anlatamıyorum

Kasım 14, 2018


ANLATAMIYORUM 


Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?


Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.

Orhan VELİ

9 Kasım 2018 Cuma

MÜSLÜM GÜRSES

Kasım 09, 2018

Benim büyük aşılmaz sandığım kalıplarımı, önyargılarımı, kimi zaman gösterdiğim bencilliğim işte film bana bunları sundu.Herkes aynı şartları yaşamıyor. Bazılarımıza hayat altın tepsi sunmuyor sunulanlar da  hep şikayetçi.Hayatımda şikayet ettiğim şeylerden utandım, ne boş dertlerim varmış.Şükretmem gereken ne çok şeyim varmış. Altında ezildiğimizi sandığımız şeyler aslında bizi güçlendirirken derin yaralarda açıyor, kimilerine en derinini açıyor.

 Yaşanmış olması hepsinin gerçek olması beni o kadar yaraladı ki derinden etkilendim..İnsanlığımızdan utandığımız böyle kötü insanların var olduğunu bilmek... Başıma gelseydi şöyle yapardım, böyle yapardım ahkamları kesiyoruz ya hani başımıza geldiğinde de dut yemiş bülbüle dönüyoruz, filmi izlerken o ahkamları kesemedim bile dut yemiş bülbül oldum en başından. Sesim hiç çıkmadı içine girdim filmin. Hep düşündüm ben yaşayamazdım diye..

Oyuncularıyla her şeyiyle hayran olacağınız etkisinden uzun süre hata bir ömür çıkamayacağınız bir yaşam filmi.. Benim o en sevdiğim bilimkurgu filmlerimi tahtından etti aklımdan hiçbir zaman silinmeyecek tekrar tekrar izleyeceğim...





Zamanın eli değdi bize
Çoktan değişti her şey
Aynı değiliz ikimiz de 
Zaaflarına bir gece
Hatalarına bir nilüfer
Sevgisizliğine bir kalp verdim
Artık geri ver
Geri veremezsin aldıklarını
Artık geri ver
Geri verilmez hiçbir yanılgı
Yokluğuma emanet et
Sende benden kalanları
Her şeyi al
Bana beni geri ver
Bir şansım olsun
Başka yer, başka zaman
Sensiz ömrüm olsun
Dağ 2 filmine gitmiştim çok sevdiğim biriyle, onun öncesinde hiç Müslüm Gürses dinlememiştim Bu şarkısını duyduğumda çok etkilenmiştim  Filmde yok ama burada dursun istedim..


Bütün müzikleri koymak isterdim filmden ama buda son :)


İskender Pala -  OD kitabını okuduğumda Yunus Emre nin yeri bende ayrı olmuştu Sözünü görünce onu da hatırladım filmde..

Çok dolu ve anlam çıkaracağınız birçok şey var şu hayatta...


22 Ekim 2018 Pazartesi

Aldous Huxley - Cesur Yeni Dünya

Ekim 22, 2018

Merhabalar ,

Uzun zamandır okumak istediğim kitabımı sonunda okudum. Bu tarz distopik konuları seviyorum ve uzun zamandır hasrettim. :) Tavsiye ederim güzel bir bilimkurgu klasiği :)

Konusundan biraz bahsedeceğim (:

Doğumun olmadığı,insanların  yapay bir şekilde laboratuvarda üretildiğini ve gruplara ayrıldığını okuyoruz. Bu gruplar Epsilon, Delta , Gama , Beta ve Alfa dır. En önemli işleri Alfa lar yapıyor, en kötü ve önemsizleri Epsilon lar yapıyordur.