Merhabalar,
" Belki de bütün insanlar benim gibi... Fenalığı bile bile yapıyorlar, sonra azabını çekiyorlar..."s89
Yeşilçam filmi tadında çok hoş bir kitaptı.
Çok güzel bir kız olan Sara İstanbul dan taşraya bir yolculuğa çıkar akrabasının düğünü için burada çirkin ama çok zeki ve görünenin aksine hassas biri olan Ziya ile tanışır.
İlgi çekmeyi çokça seven Sara bir türlü Ziya nın ilgisini çekemediği için mektuplaştığı arkadaşıyla bir bahse girer bu arada kitap mektuplardan ilerlemektedir.
Sara karakterinden nefret etmiştim. Gerçekten kötü olduğunu bilip ama sürekli ben böyleyim kılıfına sığınmak narsistik bir karakter sergiliyordu. Ziya ise çirkinliğinin farkında olup diğer bütün güzel özelliklerini görmemesi aşağılık kompleksini sergiliyordu.
Kesinlikle tavsiye ederim.
Kitapla ve bol sevgiyle kalın 🌼
"Hepimizde bin çeşit manasız zaaf var..."s107
" Saadeti saklamak, derdi saklamaktan çok daha güç."s199



Reşat Nuri'yi çok severim, ne yazsa okurum dediğim yazarlardan. Bu kitabını da çok severim, alıntılarla birlikte okuması çok keyifli bir yazı olmuş, sevgiler:)
YanıtlaSilKesinlikle , benim içinde öyle :) sevgiler :)
Silne güzel konu sahiden de tipik yeşilçam :)
YanıtlaSilBu kitabı sanırım 4-5 yıl önce okumuştum. Arzu ile etiklik arasındaki diyalektiği güzel kuruyorudu. Sara’nın narsistik tavırları tam bir psikolojik realizm örneği. Bana Dostoyevski’nin karakterlerindeki ahlaki ironilerini hatırlatmıştı.
YanıtlaSilMektuplarla ilerleyen kurgunun kendisi de edebiyatta epistolar form olarak bilinir, bu form çoğu zaman karakterlerin içsel çatışmalarını daha çıplak ve samimi biçimde ortaya koyuyor. Sonuçta bu kitap, bana bir yandan psikanalitik arzu teorisini çağrıştırırken, diğer yandan da trajik ironiyi hissettirmişti. Güzeldi.