ANASAYFA

11 Eylül 2020 Cuma

Televizyon Öldüren Eğlence - Neil Postman

Eylül 11, 2020



Merabalar sevgili arkadaşlarım ,
Uzun zamandır okuduğum bir kitaptı yani ne zaman okumaya başladığımı hatırlamıyorum ama korkmanıza gerek yok araya uzun zaman da koysanız kitapla bağlantıyı kaçırmıyorsunuz sonuçta bir roman değil... gibi bir açıklama ekleyeyim ama siz benim gibi yapmayın tabii ki hemencecik okuyup yeni kitaplara yelken açın:)

Konumuz kitabın isminden de anlaşılacağı üzere televizyon. Peki, bu televizyondan önce ne vardı? nasıldık? diye kafanızı kurcalayan sorular varsa yazarımız bir güzel özet niteliğinde bilgiler vermiş ama ağırlıklı olarak Amerikan toplumu üzerinden anlatımını yapmış.Bu beni rahatsız etmedi çünkü gittikçe kendimize yabancılaştığımız dönemlerdeyiz her toplum birbirine benzer aşamalardan geçer oldu. Televizyonun da bu döneme nasıl katkılar sağladığını açıkça kitap sayesinde görüyoruz. Örneğin din gibi konuların televizyon sayesinde nasıl basitleştirilip eğlenceli bir hal aldığını açıkça görüyoruz Ramazan ayında bizde de sözde Hoca statüsünde televizyona çıkanları örnek gösterebiliriz. Bir başka örnek verecek olursam insanların yıllarca araştırıp emek verdikleri konuların 1 saatlik program da sözde bilgi verdiklerini sandığımız ama görünen deryanın bize aktarıldığı damla bile olmayan bilgileri küçük görüp o insanları sanki onlardan üstünmüş gibi yargılayıp sosyal medyadan saçma sapan sorular üzerinden bilgilerini ölçmemiz gibi diyebilirim. Televizyon programlarının birçok önemli konuyu nasıl basitlestirdiginin farkına varmamızı sağlıyor. Reklamları anlatmıyorum bile size bu kitabı alıp sakin bir zamanınız da okumanızı tavsiye ederim.

Bu kitabı da Kitaplara Kaçanlar bloğu sayesinde keşfettim çokça teşekkür ediyorum kendisine (:
Kendisinin yorumunada linkten ulasabilirsiniz.



Huxley,Cesur Yeni Dünya daki insanların başına gelen belaların, bu insanların düşünmek yerine gülmelerinden değil,neye güldüklerini ve düşünmeyi niçin bıraktıklarını bilmemelerinden kaynaklandığını anlatmaya çalışıyordu. 
Sayfa 199



 

27 Ağustos 2020 Perşembe

Bir Küçücük Aşk

Ağustos 27, 2020

 



Merhabalar Sevgili Arkadaşlarım 


Sabah uyandım çok mutlu uyandım sebepsiz bir mutluluk halinde bu halleri çok severim. Içimden bir sürü kitaplar filmler anlatmak geçiyor ama başka bir şey anlatacağım diğerleri Kpss den sonra (: 

Insanların çoğu günümüz de hep bir düşünce halinde çok tedbirliler bense  hiç bir zaman bir karar vermeden önce üstünde çok durmadım içimden gelen neyse hep onun peşinde koştum. 15 yaşımdan beri eşimi tanıyorum çok uzun seneler hep bir şeyler anlatmaya çalıştı hep engeledim uzun yıllar konuşmadım aklımın ucunda bile geçmeyen biriydi. Sadece tek bir an gerekiyor bazı şeyler için bizim o güzel anımız zor şartlar da yapılan bir tuvalete telefon konuşmasıydı ki yakalanırsa bütün emekleri gidecekti senelerce konuştu ama bu tek bir anmış sadece ona bağlıymış bu konuşma olmasaydı belki de hic bir zaman yollarımız birleşmeyecekti. 


Sevgi kesinlikle emek ve cesaret ister. 

(:



26 Temmuz 2020 Pazar

Sayın Ben Diyenler ;

Temmuz 26, 2020
 Sayın başkalarının başarılarıyla övünüp kendine pay çıkarmaya çalışanlar,herkese böcekmiş gibi davrananlar, somurtkan olmayı başarı sayanlar, ince düşünceden mahrum ve bunu küçük görenler ,aynaya baktığınızda ne görüyorsanız o siz değilsiniz. Görmek istediğiniz şey hiç değilsiniz. Bu kadar kibirli olup bunun farkına varmamak ve güzel huylarınızı cımbızla çeker gibi sürekli anlatmak diğer kötü huylarınızı kapatmıyor. Aksine daha da çirkinleşiyorsunuz. Insanın kendini ve o etrafında başarıya ulaşmış insanlarla bu kadar övünmesi çok gülünç. Bizler bu kainataki belki en ufacık varlıklarız. Biz uyuruz,yemek yeriz,hastalanırız,ölürüz. Hiç kimse mükemmel değil herkes bir imtihan da.. Bir şeyler de 1. Olmak seni kimseden üstün yapamaz. Bir şey de sonuncu olmanda onlardan değersiz olduğun anlamına gelmez. Hepimiz çok değerliyiz. Kimse kimseye sahip değil. Belki ait olmak isteriz ama bu bizim bir seçimimizdir her an fikrimiz tekrar değişebilir. Sizin egolarınız bizi size yaklaştırmaz uzaklaştırır. Diktatörlük, çok bilmişlik  ,kendinden başkasını önemsememek... bunlara ses çıkarmamak daha da arsızlaştırmaktan öte degil ayrıca insanları susturmaya alıştırmayı  başarı sayamazsınız. Her zaman sessinizi çıkarın insanların sizi küçük görmesine izin vermeyin. Sınırlarınızı gösterin kim nerede duracağını bilmeli yerlerini iyice gösterin akıllarına kazıtın.
Korkmayın konuşmaktan hakkınızı savunmaktan bir kez susarsanız bu ben demekten başka bir şey bilmeyen egoist narsist insanların elinde harcanır oyuncak, kukla olursunuz. Bu gibi insanlarla baş edebilirsiniz. Sizi yıldırmalarına izin vermeyin.

25 Mayıs 2020 Pazartesi

Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır? - Zygmunt Bauman

Mayıs 25, 2020
Merhabalar Sevgili Arkadaşlarım,

Bu kitabı geçen sene Kitaplara Kaçanlar blogundaki tanıtım yazısı sayesinde almıştım. Normalde Sosyoloji bölümünü bittirdim. Okul zamanı okumam gerekirdi ama o zamanlar bölümümle alıp veremediğim bir okuma sorunum vardı. Geç olsun güç olmasın. Kendi kendime kaldığım bu zaman da okumam büyük şans. Defalarca okuyup kafa yorabileceğim ender kitaplardan. Okurken büyük keyif aldım. Her kelimenin cümlenin altı çizilir. Kafamızın bir köşesinde de büyük notlar almamızı sağlayan çokça düşündüren ve bizi yormayan nadide kitaplardan.
Bende her zaman 'Zengin fakirler' derim. Vardır ama asla yoktur. Gözleri asla doymaz hep etrafında onlara yaklaşan insanlardan korkarlar ya bir şey isterse diye korkuyla yaşayan bir kaç insan da görmüştüm. Insanın gerçekten gönlü zengin olmalı... Gerisinin boş olduğunu pek anlamamaları üzücü. Daha kötü olansa aradaki bu uçurumların kapanmaması adaletsizliğin garip bir şekilde sürüp gitmesi hayret verici. Bu kitap sayesinde bunu daha da net açıkça görbilirsiniz. Ayrıca tüketim delisi olduğumuz şu günler de gözümü çok iyi açıp sirkelenmemi sağladı.

Tavsiye ederim. Iyi okumalar dilerim . (:


Sevginin elektroniğe uydurulmuş halinin sevgiyle hiçbir ilgisi yoktur; tüketicilere yönelik teknoloji ürünleri insanların narsizmini tatmin etme yemiyle müşterilerini yakalar. Ne olursa olsun, ne yaparsak yapalım  veya neyi yapmaktan vazgeçersek geçelim bizim üzerimize çok kafa yordukları kesin. Franzen'ın vurguladığı gibi "kendi yarattığımız filmlerde oynuyoruz ,sürekli kendimizi görüntülüyoruz,fareyi tıklıyoruz ve makine bize kendimizi becerikli hissettiriyor... Biriyle arkadaş olmak , bizi pohpohlayanlara sadece bir yenisini daha eklemek anlamına geliyor." Bu arada Franzen" Sempatik olmaya çalışmak sevgiye dayalı bir ilişkiye uygun değildir." Diye de ekliyor.

Sayfa 45

Başka birisinin(ama kimin?!) Kuşatması altında,postaya verilmiş veya verilmek üzere olan tahliye emrini bekleyen ,istenmeyen misafirlermişiz gibi,dünya gittikçe soğuk,yabancı ve itici oluyor.

Sayfa 69


2 Mayıs 2020 Cumartesi

Reply 1988

Mayıs 02, 2020
Merhaba Sevgili Arkadaşlar,

Son zamanlar da dizi izlemekle ilgili büyük sıkıntılarım vardı. Sadece 3 bölüm kadar izleyip bırakıyordum. Gerçek bir şey arıyordum. Saflık , doğallık yani beni etkileyecek güldürecek ağlatacak düşündürecek sahici bir şeyler bir tanesi bile olsa yetecekti. Neyse ki benim istediklerimden daha fazlasını buldum 1988 ler dizisinde çocukluğuma gittim. Komşuluk, arkadaşlık, içten konuşmaları ,geçim sıkıntılarını insanların azla yetindiği yaşamından mutlu olduğu, ebeveynlerinden utanmadığı yaşadıkları evler küçüktü ama gönülleri kocamandı o küçücük iki göz ne kadar yakın yapıyordu küçücük televizyon aslında muhabbetleri ne kadar büyük yapıyordu. Cep telefonlarının olmaması ne kadar güzeldi yan yana konuştuğunda anlatacağın ne çok şey vardı. Yan yana gelmek ne kıymetliydi insanların yalansız dedikodusuz geçimleriyle uğraşmaları zenginin fakirin bir arada yaşadığı büyük farkların olmadığı sıkıca bağlı olduğu birbirini kırmaktan korktuğu ne kıymetli zamanlardı. Bencilligin olmaması komşuların birbirini düşünüp yemek göndermeleri herkesin sofrasını ne bereketli yapıyormuş. Gizlice yapılan iyilik ne güzelmiş hissettirmeden hassasça davranmak gerçek  değermiş. Bir şeye hemen ulaşman değerini hiçe dönüştürüyor artık.
Kısacası zaman da geri dönmeyi 6 7yaşıma eski mahalleme gitmek  istedim. Her şey buradaki gibiydi. Sokaktan geçen satıcı arabalarını,salçalı ekmek yemeyi, mahalledeki bütün arkadaşlarımla doyasıya oynadığım kahkahalarımızın her yerden duyulduğu babamın işten dönmesini bekleyip elindeki poşetlere bakmayi 25 kuruşla dondurma almanın mutlulugunu tekrar yaşamayı,bisiklet sürmenin özgürlüğünü yaşamayı, çeteler kurup güya mahallemizi tekrar korumayı çok isterdim.
Bu koca koca binalardan ve insanların birbirlerine yabancılaşmasından herkesin parasına ve ensesinin sağlamlığına göre muamele gördüğü bu dönemden nefret ediyorum.


Neyse çok tatlı sıcacık aile dizisi sadece 20 bölüm ebeveynlerin sahnelerini çok sevdim keşke daha da fazlası olsaydı aşk izlemekten o kadar bıkmışım ki bu dizi çok güzel olmuş...
İzleyecek olanlara iyi seyirler (:


24 Nisan 2020 Cuma

AYLAR DEĞIL SENELER GİBİ

Nisan 24, 2020
Merhaba Sevgili Arkadaşlarım,

Aslında ne yazacağımı bilmiyorum. Kitap okuyorum,filmler izliyorum, arkadaşlarımı çağırıyorum, eşimle vakit geçiriyorum kavgalar ediyoruz sonra konuşup barışıyoruz.(ekmek yapamıyorum) Ama çaresi yok bulamıyorum geçmiyor bu özlem.  Sebep hep aynı  ailemi çok özlemem Istanbul u özlemem.  Insan memleketini nasıl özler diye düşünür gülerdim. Insan sadece sevdiği insanları özlerdi. Ne kadar saçma bir düşüncem varmış. Istanbul bir insan olsaydı hani bayramlar da veya uzun aralardan sonra görüştüğümüz ama bizi sımsıkı kucaklayıp bırakmayan akrabalarımız gibi sarılırdım sabrını zorlayana kadar bırakmazdım. bu sevmediğimiz çok sıkı sarılmalar özlemdenmiş. Dün haberler de izlediniz mi bilmiyorum ama  7 tepe 7 kıta diye bir klip verdiler enstrümanlarla başında daha gözlerim doldu.
Küçücük iki tane kardeşim var sanırım onları gerçekten yiyeceğim Her gün bir geçsin şu Korona bir bitsin Istanbul a gittigim gibi şurasını ısıracağım yok şurası daha ısırmalıktı diye düşünüp komple bir lokmada yemenin daha iyi olacağına karar veriyorum...
Namaza başladım çokça dua ediyorum. Bazen isyan bile edip sonra utanıp kızarıyorum. Ne yapacağımı bilemeyip çıldırmamak için uğraş veriyorum. Annem bütün evi ve eşyalarını boyayıp kendisi güzelleştirdi. Keşke birazcık ona çekip becerikli olsaydım ama ben komple babama çekmişim marifetsizim. Daha da içinizi karartmak istemiyorum. Bir an önce bunun bitmesini istiyorum. Küçüklük hayallerime de kızıyorum zombi salgını hastalık salgını olursa süper olurdu diye düşünürdüm . Hepinizden ve en cok kendimden özür diliyorum.

24 Mart 2020 Salı

Serdar Özkan - Kayıp Gül

Mart 24, 2020
Merhabalar sevgili arkadaşlarım ,

Uzun zamandır haberlere bağımlı yaşıyorum bu yüzden bloglara bakamaz oldum. Televizyonu kapatıp derin bir nefes aldım. Ne kadar güzelmiş çok özlemişim rahat nefes almayı.Paranoyak olmak bana göre değilmiş. Eğer benim gibi olduysanız bir tuşa basmanız yeterli.

Gelelim kitabımıza bir çok dile çevrilmiş,çokça beğenilmiş övülmüş kıyaslanmış bir kitap. Övgüleri  da hak ediyor ama kıyaslanan benzetilen kitaplara da hak veriyorum. Özellikle Simyacı  kitabına bende çok benzettim.
Konusu günümüz de en çok konuştuğumuz ama asla vazgeçemediğimiz yapamadığımız var ya işte  'Başkaları ne der diye düşünme. Kendin ol.Ilk sen kendini sev bırak diğerleri sevmese de olur.Kendini bul!İstediğini yapabilirsin yeter ki kendine İnan.'  bu çok iyi bir şekilde harmanlanıp kimi zaman küçük kısa hikayelerle kimi zaman kısacık cümlelerle mesaj yerine ulaşıyor. Ben Diana nın kendini arayış hikayesini çok sevdim. Simyacı kitabını sevenler bunu kaçırmamalı diye düşünüyorum.

"Kendini özel hissetmek için ihtiyacın olan tek şey, yine kendinsin"

"İyiliğe karşılık ha? Ona alışveriş derler."

"Bir Ben vardır bende, benden içeri..."
YUNUS EMRE