11 Eylül 2020 Cuma
Televizyon Öldüren Eğlence - Neil Postman
27 Ağustos 2020 Perşembe
Bir Küçücük Aşk
Merhabalar Sevgili Arkadaşlarım
Sabah uyandım çok mutlu uyandım sebepsiz bir mutluluk halinde bu halleri çok severim. Içimden bir sürü kitaplar filmler anlatmak geçiyor ama başka bir şey anlatacağım diğerleri Kpss den sonra (:
Insanların çoğu günümüz de hep bir düşünce halinde çok tedbirliler bense hiç bir zaman bir karar vermeden önce üstünde çok durmadım içimden gelen neyse hep onun peşinde koştum. 15 yaşımdan beri eşimi tanıyorum çok uzun seneler hep bir şeyler anlatmaya çalıştı hep engeledim uzun yıllar konuşmadım aklımın ucunda bile geçmeyen biriydi. Sadece tek bir an gerekiyor bazı şeyler için bizim o güzel anımız zor şartlar da yapılan bir tuvalete telefon konuşmasıydı ki yakalanırsa bütün emekleri gidecekti senelerce konuştu ama bu tek bir anmış sadece ona bağlıymış bu konuşma olmasaydı belki de hic bir zaman yollarımız birleşmeyecekti.
Sevgi kesinlikle emek ve cesaret ister.
(:
26 Temmuz 2020 Pazar
Sayın Ben Diyenler ;
Korkmayın konuşmaktan hakkınızı savunmaktan bir kez susarsanız bu ben demekten başka bir şey bilmeyen egoist narsist insanların elinde harcanır oyuncak, kukla olursunuz. Bu gibi insanlarla baş edebilirsiniz. Sizi yıldırmalarına izin vermeyin.
25 Mayıs 2020 Pazartesi
Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır? - Zygmunt Bauman
Bu kitabı geçen sene Kitaplara Kaçanlar blogundaki tanıtım yazısı sayesinde almıştım. Normalde Sosyoloji bölümünü bittirdim. Okul zamanı okumam gerekirdi ama o zamanlar bölümümle alıp veremediğim bir okuma sorunum vardı. Geç olsun güç olmasın. Kendi kendime kaldığım bu zaman da okumam büyük şans. Defalarca okuyup kafa yorabileceğim ender kitaplardan. Okurken büyük keyif aldım. Her kelimenin cümlenin altı çizilir. Kafamızın bir köşesinde de büyük notlar almamızı sağlayan çokça düşündüren ve bizi yormayan nadide kitaplardan.
Bende her zaman 'Zengin fakirler' derim. Vardır ama asla yoktur. Gözleri asla doymaz hep etrafında onlara yaklaşan insanlardan korkarlar ya bir şey isterse diye korkuyla yaşayan bir kaç insan da görmüştüm. Insanın gerçekten gönlü zengin olmalı... Gerisinin boş olduğunu pek anlamamaları üzücü. Daha kötü olansa aradaki bu uçurumların kapanmaması adaletsizliğin garip bir şekilde sürüp gitmesi hayret verici. Bu kitap sayesinde bunu daha da net açıkça görbilirsiniz. Ayrıca tüketim delisi olduğumuz şu günler de gözümü çok iyi açıp sirkelenmemi sağladı.
Tavsiye ederim. Iyi okumalar dilerim . (:
Sevginin elektroniğe uydurulmuş halinin sevgiyle hiçbir ilgisi yoktur; tüketicilere yönelik teknoloji ürünleri insanların narsizmini tatmin etme yemiyle müşterilerini yakalar. Ne olursa olsun, ne yaparsak yapalım veya neyi yapmaktan vazgeçersek geçelim bizim üzerimize çok kafa yordukları kesin. Franzen'ın vurguladığı gibi "kendi yarattığımız filmlerde oynuyoruz ,sürekli kendimizi görüntülüyoruz,fareyi tıklıyoruz ve makine bize kendimizi becerikli hissettiriyor... Biriyle arkadaş olmak , bizi pohpohlayanlara sadece bir yenisini daha eklemek anlamına geliyor." Bu arada Franzen" Sempatik olmaya çalışmak sevgiye dayalı bir ilişkiye uygun değildir." Diye de ekliyor.
Sayfa 45
Başka birisinin(ama kimin?!) Kuşatması altında,postaya verilmiş veya verilmek üzere olan tahliye emrini bekleyen ,istenmeyen misafirlermişiz gibi,dünya gittikçe soğuk,yabancı ve itici oluyor.
Sayfa 69
2 Mayıs 2020 Cumartesi
Reply 1988
Son zamanlar da dizi izlemekle ilgili büyük sıkıntılarım vardı. Sadece 3 bölüm kadar izleyip bırakıyordum. Gerçek bir şey arıyordum. Saflık , doğallık yani beni etkileyecek güldürecek ağlatacak düşündürecek sahici bir şeyler bir tanesi bile olsa yetecekti. Neyse ki benim istediklerimden daha fazlasını buldum 1988 ler dizisinde çocukluğuma gittim. Komşuluk, arkadaşlık, içten konuşmaları ,geçim sıkıntılarını insanların azla yetindiği yaşamından mutlu olduğu, ebeveynlerinden utanmadığı yaşadıkları evler küçüktü ama gönülleri kocamandı o küçücük iki göz ne kadar yakın yapıyordu küçücük televizyon aslında muhabbetleri ne kadar büyük yapıyordu. Cep telefonlarının olmaması ne kadar güzeldi yan yana konuştuğunda anlatacağın ne çok şey vardı. Yan yana gelmek ne kıymetliydi insanların yalansız dedikodusuz geçimleriyle uğraşmaları zenginin fakirin bir arada yaşadığı büyük farkların olmadığı sıkıca bağlı olduğu birbirini kırmaktan korktuğu ne kıymetli zamanlardı. Bencilligin olmaması komşuların birbirini düşünüp yemek göndermeleri herkesin sofrasını ne bereketli yapıyormuş. Gizlice yapılan iyilik ne güzelmiş hissettirmeden hassasça davranmak gerçek değermiş. Bir şeye hemen ulaşman değerini hiçe dönüştürüyor artık.
Kısacası zaman da geri dönmeyi 6 7yaşıma eski mahalleme gitmek istedim. Her şey buradaki gibiydi. Sokaktan geçen satıcı arabalarını,salçalı ekmek yemeyi, mahalledeki bütün arkadaşlarımla doyasıya oynadığım kahkahalarımızın her yerden duyulduğu babamın işten dönmesini bekleyip elindeki poşetlere bakmayi 25 kuruşla dondurma almanın mutlulugunu tekrar yaşamayı,bisiklet sürmenin özgürlüğünü yaşamayı, çeteler kurup güya mahallemizi tekrar korumayı çok isterdim.
Bu koca koca binalardan ve insanların birbirlerine yabancılaşmasından herkesin parasına ve ensesinin sağlamlığına göre muamele gördüğü bu dönemden nefret ediyorum.
Neyse çok tatlı sıcacık aile dizisi sadece 20 bölüm ebeveynlerin sahnelerini çok sevdim keşke daha da fazlası olsaydı aşk izlemekten o kadar bıkmışım ki bu dizi çok güzel olmuş...
İzleyecek olanlara iyi seyirler (:
24 Nisan 2020 Cuma
AYLAR DEĞIL SENELER GİBİ
Aslında ne yazacağımı bilmiyorum. Kitap okuyorum,filmler izliyorum, arkadaşlarımı çağırıyorum, eşimle vakit geçiriyorum kavgalar ediyoruz sonra konuşup barışıyoruz.(ekmek yapamıyorum) Ama çaresi yok bulamıyorum geçmiyor bu özlem. Sebep hep aynı ailemi çok özlemem Istanbul u özlemem. Insan memleketini nasıl özler diye düşünür gülerdim. Insan sadece sevdiği insanları özlerdi. Ne kadar saçma bir düşüncem varmış. Istanbul bir insan olsaydı hani bayramlar da veya uzun aralardan sonra görüştüğümüz ama bizi sımsıkı kucaklayıp bırakmayan akrabalarımız gibi sarılırdım sabrını zorlayana kadar bırakmazdım. bu sevmediğimiz çok sıkı sarılmalar özlemdenmiş. Dün haberler de izlediniz mi bilmiyorum ama 7 tepe 7 kıta diye bir klip verdiler enstrümanlarla başında daha gözlerim doldu.
Küçücük iki tane kardeşim var sanırım onları gerçekten yiyeceğim Her gün bir geçsin şu Korona bir bitsin Istanbul a gittigim gibi şurasını ısıracağım yok şurası daha ısırmalıktı diye düşünüp komple bir lokmada yemenin daha iyi olacağına karar veriyorum...
Namaza başladım çokça dua ediyorum. Bazen isyan bile edip sonra utanıp kızarıyorum. Ne yapacağımı bilemeyip çıldırmamak için uğraş veriyorum. Annem bütün evi ve eşyalarını boyayıp kendisi güzelleştirdi. Keşke birazcık ona çekip becerikli olsaydım ama ben komple babama çekmişim marifetsizim. Daha da içinizi karartmak istemiyorum. Bir an önce bunun bitmesini istiyorum. Küçüklük hayallerime de kızıyorum zombi salgını hastalık salgını olursa süper olurdu diye düşünürdüm . Hepinizden ve en cok kendimden özür diliyorum.
24 Mart 2020 Salı
Serdar Özkan - Kayıp Gül
Uzun zamandır haberlere bağımlı yaşıyorum bu yüzden bloglara bakamaz oldum. Televizyonu kapatıp derin bir nefes aldım. Ne kadar güzelmiş çok özlemişim rahat nefes almayı.Paranoyak olmak bana göre değilmiş. Eğer benim gibi olduysanız bir tuşa basmanız yeterli.
Gelelim kitabımıza bir çok dile çevrilmiş,çokça beğenilmiş övülmüş kıyaslanmış bir kitap. Övgüleri da hak ediyor ama kıyaslanan benzetilen kitaplara da hak veriyorum. Özellikle Simyacı kitabına bende çok benzettim.
Konusu günümüz de en çok konuştuğumuz ama asla vazgeçemediğimiz yapamadığımız var ya işte 'Başkaları ne der diye düşünme. Kendin ol.Ilk sen kendini sev bırak diğerleri sevmese de olur.Kendini bul!İstediğini yapabilirsin yeter ki kendine İnan.' bu çok iyi bir şekilde harmanlanıp kimi zaman küçük kısa hikayelerle kimi zaman kısacık cümlelerle mesaj yerine ulaşıyor. Ben Diana nın kendini arayış hikayesini çok sevdim. Simyacı kitabını sevenler bunu kaçırmamalı diye düşünüyorum.
"Kendini özel hissetmek için ihtiyacın olan tek şey, yine kendinsin"
"İyiliğe karşılık ha? Ona alışveriş derler."
"Bir Ben vardır bende, benden içeri..."
YUNUS EMRE









