ANASAYFA

2 Ekim 2021 Cumartesi

Peki

Ekim 02, 2021


İçerisinde iyilik yapmaya dair bir istek olmayan birinden iyilik yapmasını beklemek... Ve bunu çok geç anlamak. İyilik dolu biriyseniz. Karşınızdakine üzülmekten başka bir şey gelmiyor elinizden bencillik sarmış her bir tarafını neresinden tutup göstereceksiniz ki. Kış güneşi olmaktan vazgeçmiyorsa kısaca bir ' Peki' diyip geçiyorsunuz. 

Mühim değil mertebe sahibi veya zengin olmanız ama bunlardan dolayı biri size saygı gösteriyor ve özeniyorsa ne komik karşısındakini sadece 'İnsan'olarak sevmek ne güzel bir meziyet. Pek kolay da anlaşılmıyor insanlar.Hep bir soru işareti. Ya yaşa ya da akıla veriyoruz. Kendimizi suçluya suçluya da yaşanmaz ki. Herkesi olduğu gibi kabul etmek. Ama bu da bir yerde olmuyorsa ne yapmalı? artılar eksiler cevap olamıyor bazen.  Yine bir 'Peki'mi demeli.

Kısacası yorulduysak bir durup dinlenmeli soluklanmalı. Düşünceler deryasına dalıp gayretle çıkmalı. ' Peki ' demekten vazgeçmeli.
 


27 Eylül 2021 Pazartesi

Kendine İyi Bak

Eylül 27, 2021


 Şu fotoğrafı çektiğim ana dönebilir miyim? Canım şöyle bir güneşin batışını izlemek istiyor... Bazı şeyler gelip geçtikten sonra daha da bir kıymetleniyor.
Kendine inanmak, kendine güvenmek çok kıymetli bunu hiç kaybetmemek gerek hep beslemeli insan hep bir şeyler katmalı eksilenlerin yerini iyi doldurmalı. Başkasına güvenmek ne kadar gülünç geliyor şimdi  bir başkasına güvenmek hayatını ona teslim etmek aslında ne büyük bir kötülük değil mi? Bir de merkez konusu var. Hayatınızın merkezine bir başkasını koyduğunuz zaman anlıyorsunuz ki bu da bir yanlış ona da kendinizi koymalısınız. Zaten bundan memnun kalmazlar daha fazlasını da bekler olurlar asla yetinmek nedir bilmezler. Siz ne istiyorsunuz diye bir şey kalmaz O ne istiyora dönüşüyor. hayatınız bir şekilde siz istemeden kayıp gitmeye başlıyor. Düşünüyorum da bir başkasının hayatına ayak uydurdunuz hep eksildiniz istemediğiniz şeylere sustunuz sonuç mutluluk da olmadı ki sonuç hüzünlü oldu huzursuzluk yakanıza yapıştı işte. Dur demek cesaret istiyor tekrar ipleri elinize almak bak bu benim tercihim karışamazsın sınırlarını aşma demeli o cesaret var sende o kişi nereden buluyorsa bu kadar hakimiyeti sende sen daha çok bulmalısın kendindeki hakimiyeti. 
Bir keresinde bir söz duymuştum. 'Kadınlar su gibidir girdiği kabın şeklini alır' Allah'ım sen nelere kadirsin! Ne kadar uyduruk bir söz. Kadınların bir şahsiyeti duruşu olamaz illa uyacak bir şeylere. Hep ortayı bulacak. Bulmuyorum. 
Evet en çok kendine değer vermek kendine yatırım yapmak gerek. Bu hayat bir kere yaşanıyor. Binbir hata da yapsak hep bir dönüş yolu vardır. Kendine çok iyi bak.

20 Eylül 2021 Pazartesi

Tess Gerritsen ~ Çırak

Eylül 20, 2021


Merhabalar arkadaşlar,

Bir zamanlar polisiye ve gerilim kitaplarını o kadar çok severdim ki bulduğum her kitabı alırdım. Bu sayede bir dünya kitabım okunmayı bekliyor. Sıkılgan biri olduğum için uzun zamandır polisiye okumadım. Hepsi aynı gelmeye başlıyor bir yerden sonra ama doğru bir seçimle tekrar okuma hevesim geldi. Daha önceden de serinin ilk kitabı Cerrah ı okumuştum. Rizzoli unutulacak biri değil.


 
 Çırak kesinlikle Cerrah ı geçti daha heyecanlı ve merak uyandırıcıydı. Özellikle beni fazlasıyla korkuttu. Evlendiğimden beri bir hırsızlık fobisi geliştirdim. Yaptığım saçma sapan evhamlarla birde eşim çoğunlukla evde olmadığı için hoş evde bile olsa en ufak tıkırtı beni korkutuyor. Sürekli eve hırsız mı girdi Sorunu yaşıyorum. Kafamda binlerce planım var.Deprem sonrası da sürekli bardaktaki suyu takip eder oldum. Önceden böyle insanlardan hiç hoşlanmazdım. Nasıl dönüştüm anlamıyorum. Tek kalmak birçok düşünce biriktirmenize sebep oluyor yalnızlık iyi bir şey değil. Her neyse keyifle okudum ama hırsızlık korkumu geri getirdi işte. Kitap hırsızlıkla alakalı değil yanlış anlaşılma olmasın. Cerrah tarzında cinayetler işleyen bir kopyacı seri katile karşı karşıya olduklarını sanıyordum ama gelişen olaylar ile beni bambaşka yerlere götürdü. Bir tek sona doğru sanki güldürdü okuyanlar bilir limuzin olayı bana pek inandırıcı gelmedi. 

Her neyse tavsiye ederim. 


Dişlerin durumu,kalp durduktan ,et çürüdükten sonra bile zenginle fakiri birbirinden ayırmaya yetiyordu. Kirasını dahi ödemekte zorluk çeken biri için ağrıyan dişi, sızlayan diş etleri asla birinci öncelik olamazdı. (S146)


4 Eylül 2021 Cumartesi

Asıl Adı Atiye ~ Naşide Gökbudak

Eylül 04, 2021

 

Merhabalar Arkadaşlar,

Okuma açlığı çekiyorum. Dönem dönem kitap okumak içimden gelmiyor ama şu ara deli gibi sürekli okumak istiyorum. Okurken dinleniyorum. Kafam bir süreliğine rahat ediyor. Küçük tospiğim uyurken bende kitapların arasına karışıyorum. 

Gerçek bir hayat hikayesiyle karşı karşıyayız. Okurken şunu dedim ' İnsan olanın başına ne gelmiyor ki...' hayatta bir iniyoruz bir çıkıyoruz bir bakıyoruz çok mutluyuz bir bakıyoruz mutsuz. Önemli olan üstesinden nasıl geldiğimiz sorunlarımız karşısında. Aslında yılmak da bir nevi bizim seçimimiz çabalamak da. Bazı kararlarımız vardır ki bütün ömrümüz boyunca bir ah çekeriz. Küçük hanım'ın kararı beni çok üzdü ve şaşırttı. Öylesine rahatça alınamayacak bir kararı bir başkasının söylediklerine bu kadar safça inanarak vermesi çok üzücüydü. Hayat bu kadar basite alınamaz. Basite alındığında ki sonuçlarını okudum. 


İbretlik derler ya öyle bir hayat okudum. Tavsiye ederim. 

"Cahil insanın düşmanlığı yangına, dostluğu ise kış güneşine benzer. Birincisi insafsızca yakar yıkar, ikincisi ise ne ısıtabilir ne de bir yarar sağlar."(s51)


18 Ağustos 2021 Çarşamba

Hamilelik, Doğum ve Bebek Bakım Kitabı ~ Ayşe Öner

Ağustos 18, 2021

 


Merhabalar arkadaşlar ,
Tatlı bir öneriyle geldim (: Yeni anne tavsiyesi diyelim(: henüz çok tavsiyeler verebileceğim aşamada değilim ama kitap önerebilirim. Hamileyken çok fazla kitap araştırdım içinde her şeyi bulabileceğim bir klavuz niteliğinde kitap arıyordum. Aradığımı bulmuşum.

Açıkçası doğum sonrası yani bebek bakımı kısmı en çok işime yarayan bölüm oldu. O kadar çok bilgi ve öneri var ki anlatamam. Bebeğimi daha iyi anlamama sebep oldu. Çevremizde zaten sürekli şunu yap bunu yap diyenler eksik olmuyor maalesef ama kitap sayesinde içimizi rahatlatacak ve güzel önerileriyle kendi yöntemlerimizi oluşturabiliyoruz. Örneğin yüzdürme etkinliğini öğrendim. Bebeğim çok sevdi suyun rahatlatıcı etkisini görmek mutluluğunu görmek çok başka bir duygu. Annelik bir acemilik serüveni gibi. İyi bir anne miyim? Neden anlayamıyorum? Neden uyumuyor? Neden sürekli gazlı ? Kafanız da bir dünya soruyla uğraşıyorsunuz. Size tavsiye verenlere tamam öyle yaparım demek en kolayı aksini yaptığınız da ne yazık ki çok derdiniz yokmuş gibi alınganlıklarla uğraşıyorsunuz. Bebek sizin bunu unutmayın bir şekilde deneme yanılma ile onun için en doğrusunu buluyorsunuz. 
Ve...
Annemi anlamam için anne olmam gerekiyormuş. Annem gözümde o kadar 
değişti ki! 
Sabrı,merhameti, fedakârlığı, korkuyu,sevgiyi bambaşka bir şekilde yeniden öğrendim...
Ne yaparsak yapalım kıymetlerini bilemeyiz.


"Bebeğiniz size verilen en muhteşem hediyedir"
Ayşe Öner

 



26 Mayıs 2021 Çarşamba

Denizin Çağrısı - Jack London

Mayıs 26, 2021


 Merhabalar sevgili arkadaşlar,

'Onu izleyen çocuklar,"işte özgürlük buna denir." Diye düşünüyorlardı. Üstelik kalçalarına kadar uzanan ve birer askıyla beline bağlanan balıkçı botlarına da, içi gidiyordu hepsinin. Deniz Çocuğu'nun pabuç denen şeyi ömründe görmediğini, ayağındaki çizmelerin de, Dazzler'ın kaptanı Tuzlu Pete'in eski çizmeleri olduğunu, ayağına iki numara büyük geldiğini bilmiyordu elbette hiçbiri. Ayrıca, güneşin alnında bu çizmelerin ayakları nasıl pişirdiğini, ne kadar rahatsız olduğunu düşünemezlerdi.'(s68)

Hepimiz bir şeylere imrenmişizdir. Keşke demişizdir. Ulaşmak için binbir çaba sarf etmiş ulaşınca da aslında bizi mutlu etmediğini ve neden bunun için bu kadar çabaladım değmezmiş diye düşünmüşüzdür. Aslında ne kadar mutluymuşum da haberim yokmuş demişizdir. İnsanoğlu işte hep bir şeylerin peşindeyiz, doyumsuzluk da sınır tanımıyoruz. Uzakta olan şeyleri hep daha güzel görüyor ulaşınca da nankörlük etmemek gibi bir çaba gösteremiyoruz. 

Joe sayesinde dönüp kendi hayatımı gözden geçirdim. Aslında gözlerimi kamaştıran, bana çok güzelmiş gibi anlatılan şeylerin belki beni mutlu etmeyeceğini elimdekinin ne kadar kıymetli olduğunu aslında elimdekilerle yetinip mutlu olabileceğimi sessizce anlattı. 

Ufak bir anımı da hatırladım. İşyerinde kızlarla muhabbet ediyorduk. Çok sevdiğim bir ablamız ' İstediklerinin olduğunu ama istediklerinden daha sonra hiç memnun kalmadığını ve gençliğinde bu yüzden çok bocaladığını ' söylemişti. Daha sonra bunu şu şekilde çözmüş ' O uçsuz bucaksız listesini bırakıp en minimum en küçük olan ve onun için en önemli olan isteklerinden sadece tek birini seçmiş diğerleri hiç önemli değil' demişti. Ve tek olan o isteğiyle çok mutlu olduğunu görüyorduk. İçimden istiyorsam ve oluyorsa tek birini istemek çok gülünç demiştim. Ama tek bir şey diğerlerini göz ardı ettirebilir. Bunu da zamanla öğrendim. 

Jack London ilk defa okudum kimi zaman Karayip Korsanları 'nı izliyormuş gibi hissettim. Okumanızı tavsiye ederim.

' Dünyadaki bütün paralar bir araya gelse satın alamaz insan yaşamını. Boşuna harcanmış,ziyan edilmiş bir yaşamın yerini de tutamaz hiçbir para. Kısır kalmış, kırılmış, çirkinleşmiş bir yaşamı güzelleştiremez,onaramaz,yeşertemez para.' (s149)


11 Nisan 2021 Pazar

Göbeklitepe ve At Çiftliği

Nisan 11, 2021

 

Merhabalar sevgili yazımı okuyanlara ,

1,5 senedir Şanlıurfa'dayım kaldı 1 senecik (:

Bu kaldığım süre zarfında birilerine sürekli Göbeklitepe diye diye sonunda görmeyi başardım. Eşim gibi burayı taştan ibaret görüp ruhunun sıkıldığını söyleyip gitmek istemeyen insanlar çoktur. Siz onları dinlemeyin gidip görün ayrıca ben Göbekli tepenin etrafını dağ taş  sanırdım fakat etrafı o kadar güzel ki yemyeşil ve en doğalından bir sürü sarı çiçeklerle donatılmış ben çiçekleri Papatya sandığım için doğa cahili ilan edildim orası ayrı konu. Göbeklitepe'ye verilmesi gereken önem gerçekten verilmiş. Göbeklitepe yi görmeden önce bilgi alabileceğiniz bir animasyon ve tanıtım yeri var ki kesinlikle ilk önce oraya uğramalısınız. Ülkemiz de böyle bir tarihin varlığı bizi nasıl topraklar da yaşadığımız konusunda uyandırıyor. Aslında 12 saha büyüklüğündeymiş fakat küçücük bir kısmının ortaya çıktığını anlıyorsunuz. Inanılmaz olan çok büyük olmaları özellikle ortadaki iki insanı temsil eden şuan desteklerle duran iki T yapı (400 mt lermiş) o zamanlar nasıl desteksiz duruyordu acaba? 



Hep tarım sayesinde dinin ve yapıların ortaya çıktığı düşünülürmüş ama Göbeklitepe bunu yıkmış din sayesinde tarımın ortaya çıktığını ispatlamış.  Biliyorsunuz ilk buğdayın (Iza Buğdayı)Urfa dan dünyaya yayıldığını. Dünyadaki birçok yemeğin ve tohumların anadolu dan yayıldığı düşünülüyor. Ne yazık ki hiçbirine gereken önemi vermiyorduk neyse ki artık nasıl değerlere sahip olduğumuzu fark etmeye başladık.

Aslında daha güzel ve canlı bir fotoğraf olurdu ama bütün gece nöbette olan eşimi daha çok yormak istemedim. 900 mt de Göbeklitepe için yürüdü cok rüzgârlı ve inişli çıkışlı bir şekildeydi. Servisleri bekleyin bizim gibi giderken yürüyüp dönerken servise binmeyin dönüş yolunda yürüyün çok daha güzel olur. 
Bu ağacı da bilirsiniz. Göbeklitepe bulunmadan önce Urfa halkı ağaca sürekli gidip dileklerini dileyip çaput bağlarlarmış daha çok çocuk isteyenler gelirmiş. 








Yabani tavşan gördük daha doğrusu radar eşim gördü yolda yürürken kendisine etrafında ne gördüğünü sorarsanız size ayrıntısıyla rapor verir mesleğinden böyle olduğunu söylüyor. :D Benim gibi bakar körler için ideal insan (: Her neyse kendisi Adana lı olduğu için tavşanı yemek olarak gördü ben tatlılığından bahsederken o çıkacak eti düşünüyordu hatta şöyle bir anımız var Istanbul da Dolmabahçe ye gitmiştik ve martılar etrafımız da yürüyordu kendisi tavuktan daha büyük olduklarını iyi baktığımızı ve bunları yiyip yemediğimizi sordu :D 
Her neyse bu tavşanın daha yavru olduğunu söylediğinde daha çok şaşırdım çünkü normal bizim gördüğümüz bildiğimiz tavşanlardan daha iriydi. 

Bu yazım çok uzadı biliyorum ama Göbeklitepe ye yolunuz düşerse At Çiftliğine mutlaka uğrayın çok ama çok güzeldi. Daha ne diyebilirim ki!




Atlar inanılmaz sağlıklı ve güzel duruyordu ama içimden geçmedi değil  neden biz insanlar her şeyi sahiplenip hapsediyoruz. Keşke özgür kalıp istedikleri gibi hayvanlar da yaşayabilse.

Bu fotoğrafta evimin oradaki daha yeni yeşillenen Söğüt ağacından. Parlıyor gibilerdi dikkatimi o kadar çekti ki aynı bir insan gibi bebekler de en başında parlıyor değil mi? Sonra gittikçe soluyoruz bir yaprak gibi... Aslında ne kadar çok birbirimize benziyormuşuz.

Bu aralar çok mutluyum ailemin yanında tam 1.5 ay kaldım bazen Suriye görevleri mutlu edebiliyormuş Mayıs ayında da annemler gelecek o yüzden çok çok mutluyum. Annelik çok tuhafmış şuan bir anneyim ve bebeğim dünyaya geldiğin de benden yavaşça kopmaya başlayacak ve bu beni şimdiden ağlatıyor. Düşünsenize 9 ay hep sizinle dünyaya geldiğinde özellikle büyüdüğünde benim gibi ailesinden çok uzak bir yere gidebilir. Annem buna nasıl katlanmış nasıl izin vermiş diye düşünüp durdum. Hayatın kuralı değil bu bambaşka bir şey.

Güzel ve çokça  mutlu günler dilerim. (: