ANASAYFA

11 Nisan 2021 Pazar

Göbeklitepe ve At Çiftliği

Nisan 11, 2021

 

Merhabalar sevgili yazımı okuyanlara ,

1,5 senedir Şanlıurfa'dayım kaldı 1 senecik (:

Bu kaldığım süre zarfında birilerine sürekli Göbeklitepe diye diye sonunda görmeyi başardım. Eşim gibi burayı taştan ibaret görüp ruhunun sıkıldığını söyleyip gitmek istemeyen insanlar çoktur. Siz onları dinlemeyin gidip görün ayrıca ben Göbekli tepenin etrafını dağ taş  sanırdım fakat etrafı o kadar güzel ki yemyeşil ve en doğalından bir sürü sarı çiçeklerle donatılmış ben çiçekleri Papatya sandığım için doğa cahili ilan edildim orası ayrı konu. Göbeklitepe'ye verilmesi gereken önem gerçekten verilmiş. Göbeklitepe yi görmeden önce bilgi alabileceğiniz bir animasyon ve tanıtım yeri var ki kesinlikle ilk önce oraya uğramalısınız. Ülkemiz de böyle bir tarihin varlığı bizi nasıl topraklar da yaşadığımız konusunda uyandırıyor. Aslında 12 saha büyüklüğündeymiş fakat küçücük bir kısmının ortaya çıktığını anlıyorsunuz. Inanılmaz olan çok büyük olmaları özellikle ortadaki iki insanı temsil eden şuan desteklerle duran iki T yapı (400 mt lermiş) o zamanlar nasıl desteksiz duruyordu acaba? 



Hep tarım sayesinde dinin ve yapıların ortaya çıktığı düşünülürmüş ama Göbeklitepe bunu yıkmış din sayesinde tarımın ortaya çıktığını ispatlamış.  Biliyorsunuz ilk buğdayın (Iza Buğdayı)Urfa dan dünyaya yayıldığını. Dünyadaki birçok yemeğin ve tohumların anadolu dan yayıldığı düşünülüyor. Ne yazık ki hiçbirine gereken önemi vermiyorduk neyse ki artık nasıl değerlere sahip olduğumuzu fark etmeye başladık.

Aslında daha güzel ve canlı bir fotoğraf olurdu ama bütün gece nöbette olan eşimi daha çok yormak istemedim. 900 mt de Göbeklitepe için yürüdü cok rüzgârlı ve inişli çıkışlı bir şekildeydi. Servisleri bekleyin bizim gibi giderken yürüyüp dönerken servise binmeyin dönüş yolunda yürüyün çok daha güzel olur. 
Bu ağacı da bilirsiniz. Göbeklitepe bulunmadan önce Urfa halkı ağaca sürekli gidip dileklerini dileyip çaput bağlarlarmış daha çok çocuk isteyenler gelirmiş. 








Yabani tavşan gördük daha doğrusu radar eşim gördü yolda yürürken kendisine etrafında ne gördüğünü sorarsanız size ayrıntısıyla rapor verir mesleğinden böyle olduğunu söylüyor. :D Benim gibi bakar körler için ideal insan (: Her neyse kendisi Adana lı olduğu için tavşanı yemek olarak gördü ben tatlılığından bahsederken o çıkacak eti düşünüyordu hatta şöyle bir anımız var Istanbul da Dolmabahçe ye gitmiştik ve martılar etrafımız da yürüyordu kendisi tavuktan daha büyük olduklarını iyi baktığımızı ve bunları yiyip yemediğimizi sordu :D 
Her neyse bu tavşanın daha yavru olduğunu söylediğinde daha çok şaşırdım çünkü normal bizim gördüğümüz bildiğimiz tavşanlardan daha iriydi. 

Bu yazım çok uzadı biliyorum ama Göbeklitepe ye yolunuz düşerse At Çiftliğine mutlaka uğrayın çok ama çok güzeldi. Daha ne diyebilirim ki!




Atlar inanılmaz sağlıklı ve güzel duruyordu ama içimden geçmedi değil  neden biz insanlar her şeyi sahiplenip hapsediyoruz. Keşke özgür kalıp istedikleri gibi hayvanlar da yaşayabilse.

Bu fotoğrafta evimin oradaki daha yeni yeşillenen Söğüt ağacından. Parlıyor gibilerdi dikkatimi o kadar çekti ki aynı bir insan gibi bebekler de en başında parlıyor değil mi? Sonra gittikçe soluyoruz bir yaprak gibi... Aslında ne kadar çok birbirimize benziyormuşuz.

Bu aralar çok mutluyum ailemin yanında tam 1.5 ay kaldım bazen Suriye görevleri mutlu edebiliyormuş Mayıs ayında da annemler gelecek o yüzden çok çok mutluyum. Annelik çok tuhafmış şuan bir anneyim ve bebeğim dünyaya geldiğin de benden yavaşça kopmaya başlayacak ve bu beni şimdiden ağlatıyor. Düşünsenize 9 ay hep sizinle dünyaya geldiğinde özellikle büyüdüğünde benim gibi ailesinden çok uzak bir yere gidebilir. Annem buna nasıl katlanmış nasıl izin vermiş diye düşünüp durdum. Hayatın kuralı değil bu bambaşka bir şey.

Güzel ve çokça  mutlu günler dilerim. (: 



22 Şubat 2021 Pazartesi

Bilgeler

Şubat 22, 2021



Önün ardın gözet fikr-i dakik-et onda bir söyle
Öğütme ağzına her ne gelirse âsiyâb-âsâ
(Osman Nevres;ö.1762)
(Sözün) önünü ardını gözet, ince düşün, onda bir(ini) söyle. Değirmen gibi ağzına her ne gelirse hemen öğütme!
Iskender Pala Tedx konuşmasından öğrendiğim çok kıymetli bir söz izlemenizi de tavsiye ederim (:

Bu aralar biraz yorulmuşum gibi hissediyorum... Bir yağmurun altında ama ılık bir yaz gününde yeni yerler görmek istiyorum. Şeffaf bir göl olsun mesela etrafını donatsın yeşilin her tonu. Huzur, buradaymış gibi saatler geçmesin. Sessizlik olmasın kuşlar, oynasınlar en güzel şarkıları duyulsun. Yağmurun sessiyle. Dünyanın en güzel sesi yağmurun olmalı. Ilk önce minik minik tıp tıp sesleri sonra bir anda koca bir orkestranın girişi şıkır şıkır... Gökkuşağı hemen ardından eşlik etsin toprağın o büyülü kokusuyla. Toprak görüntüsü ve kokusuyla ne kadar umulmadık bir çift.

 Lise de,her yağmur sonrası ya cama ya da koşa koşa bahçeye çıkardık. Sırf koku için toprağın kokusu bizi çağırırdı... En dönmek istediğim yer de lise ilk defa bağımsızlaştığım zamanlar... en dolu dizgin geçen ve her günü birbirinden değerli kılan anılarım var. Beni sarıp sarmalısın en mutlu anılarım. Böyle bir manzaraya hüzün hakim olmasın. Birbir unutulsunlar onlar. Geri de hep güldüğüm saçma ama bir o kadar güzel aptallıklarım kalsın. Aptallık yapmayı da özlemişim. Hatalarımı da, doğrularımı da. O zaman ki hatalar hep telafili hep mahçupluklarla süslüler... Öğretmenler azarlasın biz de gülelim hiç umrumuz da olmasınlar. Nasıl olsa koca güzel bir hayat bizi bekliyor. Senin sözlerin bizi bundan mahrum edemez ! Ukalalığı en üst seviyede. O bilgece bakışlar sonra sonra işler... bütün görevini diğer bütün yaşanmışlıklarla dolu bilgelere yüklerler  görevlerini tamamlayacaklar el birliğiyle. Lisedeki sen orada öylece kalacaksın. 

Bilgeler hep gülümsedi ve bekledi. Olgunlaşmaya başladın ama hala olmadın. Hala biri sana bakıp gülümsüyor. Değişimine, kimi zaman kah gülüyor kah ağlıyor ama dokunmuyor orada duruyor. Istediğin zaman gidip sarılacaksın ve paylaşacaksın onunla en gizli şeyleri bile... bilmemezlik saracak etrafını öğrenmek için eteklerine yapışacaksın. Yapıştın da meziyetin var mı? Bakalım. Zamanı gelmiş mi ki? Zamanı gelmeden anlayamazsın da. Bilgeye de kızma kendine de. Bir gün bunu da anlarsın. Sen manzaranın tadını çıkar...





Fotoğraf: Bolu Yedigöller 

13 Şubat 2021 Cumartesi

PLATON - DEVLET

Şubat 13, 2021


 Merhabalar arkadaşlar ,

Okumaktan çekindiğim bir kitapti. Bazi kitaplari nedense hep erteleriz bir şekilde okumaktan korkariz. Bende yillarca bu hatayi yaptim.  Buna sebep olarak lisedeki Felsefe öğretmenimi gösterebilirim. Henüz lise düzeyi için fazla ağir olabileceğini söylemişti. Bir türlü hangi düzeydeyken okuyacağimi kestiremedim. Formasyon dönemindeyken bir cesaret aldim. 3 sene sonra da okudum. (: insanlari korkutmayin ya da gençleri, çocuklari okursun yapabilirsin diyebilirsiniz. şu hayatta her şeyi dört dörtlük anlayamiyoruz zaten birazini anlamak bile bize bir şeyler katabilir. 

1959 yilinda Türk Dil Kurumu'nun ilk çeviri ödülünü almiş. Bu sebeple kesinlikle önsözü okumanizi tavsiye ederim. Birçok kişi önsöz okumadiği için bunu söylemek istedim. 

Platon, bizim daha çok Eflatun olarak tanidiğimiz filozof, akil hocasidir.  Hocasi Sokrates'i Devlet kitabinda çok iyi yansitmiş. Kitap yaşlilik, para , doğruluk , eğrilik , devlet düzeni , mutluluk, zenginlik,kötülük, kadin , aile , filozof, iyi ideasi , MAğARA , yönetim biçimleri , zorbalik , benzetme .. gibi konularla 10 bölümden oluşuyor. Diyaloglar halinde geçmektedir. Asla okurken sizi yormuyor ya da anlayamacağiniz kavramlar yok. insanlik üzerine değerlerimizi konu aliyor. Doğruyu anlatmak için elinden geleni yapiyor. O kadar çok örneklendirme var ki anlamamaniz imkansiz. Sade ve anlaşilir. üstünde uzun süre düşüneceğiniz konulara parmak basiyor. Eğrilik bölümündeyken ' aaa! Evet çok haklilar  bu hayati eğriler yaşiyor ' diyorsunuz ve sizi öyle güzel bu yoldan çikarip Doğruluğa götürüyor ki az önce ki düşüncenizden eser kalmiyor. Her bölüm bittikten sonra düşünmenizi tavsiye ederim. Kesinlikle siyasi olarak düşünüp okumamazlik yapmayin kitap insanlik üzerine yazilmiş. Tartişilan şey insani değerlerimiz. iyiyi, kötüden ayirmamiza kötülüğün sonuçlari,iyiliğin sonuçlari her ikisininde bize kattiklari ,katacaklarini göz önüne seriyor. Gözlerimizi birçok konuda açmamizi sağliyor. Bilip üstünde durmadiğimiz ,düşünmediğimiz her şey aslinda çok önemli.


''Doğruluk karşisinda topal sayacağimiz insan da ne yapar? Bile bile yalan söylemekten iğrenir. Ne kendinde ne başkalarinda bunu hoşgörmez; ama bilmeden yalan söylemeye kolayca katlanir. Bilgisizlikten iğrenmez, çamura yatan domuz gibi, bilgisizliğin içinde keyif çatar.''

 

'' Yasa der ki , dünyada ngüzel  şey ,  karşisinda elden geldiği kadar istifini bozmamak,  boşuna bağirip çağirmamaktir;çünkü başimiza gelenlerin nesi iyi, nesi kötü bilemeyiz,tepinmekle bir şey kazanamayiz sonrasi için; insanda hiçbir şey o kadarbüyütülmeye değmez, üstelik aciya kapilmak, bu kötü anlarda hemen imdadimiza gelecek  bir şeye engel olur.''

'' çünkü, hür insan hiçbir şeyi köle gibi öğrenmemeli.Bedene zorla yaptirilan şeyin ona bir kötülüğü olmasa bile , kafaya zorla sokulan şey akilda kalmaz.''


iyi okumalar dilerim... 

(:      


 

28 Aralık 2020 Pazartesi

Hayat Bu

Aralık 28, 2020



Merhabalar,
Bu fotoğraf ilk defa bir kuş göçü gören birinin hayranlığıyla çekildi. Eşime dönüp görüyor musun? Kuşlar göçüyor! Diye bağırıyordum. O kadar güzel bir görüntüydü ki anlatamam fotoğrafta anlatamıyor. Umarım herkes bir gün bu şahane muhteşem olayı görür. Bu fotoğraftan önce de minik bir kalp atışı duyduk o yüzden çok özel benim için...
Uzun zamandır yazmıyorum biraz içime kapandım. Herkesden uzaklaştım. Kimseyle samimiyet kurmak istemiyorum. Hayatımda ilk defa 3 ay önce bir iftiraya uğradım. Samimi olduğum insanlarında böyle bir şeye inanması beni çok kırdı. Her şeye küstüm. Her şeye darıldım. Her şey üstüme geldi. Ve ben çok uzaklara kaçtım. Arkadaşlık, dostluk çok basit şeyler insanların uydurması öyle bir şey yok! Olsaydı kıskançlık içine girmezdi. Olsaydı art niyet olmazdı. Olsaydı dedikodu hevesi olmazdı. Düşünebiliyor musunuz ? Can ciğer oluyorsunuz sonra da gelip bir anlık gaflet deniliyor. Iftira edenlere hiç sözüm yok çok görüştüğüm insanlar bile değillerdi.  Onlara sadece boş hayatlarında anlık insanların hakların da bilip bilmeden konuşmak olsun tek eğlenceleri. Nasıl olsa bir gün bu konuştukları hakkında hesaba çekileceklerini unutuyorlar! 
Bu olaylar sonrası sırasıyla dedemi dayımı ve halalarımı kaybettim... bu hastalığı ciddiye almamakta o kadar ileri gidiliyor ki! Henüz yakınlarını kaybetmeyenler hiçbir şey anlamıyor. Babam hala ciğer tedavisi görüyor yetmezmiş gibi bir de kalbi etkilediğini öğrendik.
Anlayacağınız bu üç ay hiç kolay geçmedi. 
Kıymetini bilip bilmeden yaşadığımız birçok şey bir anda kaybolup gidince geriye sadece bir boşluk bırakıyor. Boşluk daha önceden sizi bağlayan önem verdiğiniz değerleriniz,kibriniz,saygınız, sevginiz bir hiçe dönüşünce baka kalıyorsunuz. Sonra da yeni bir şey oluyor Ölüm aniden size kendini en yakınınız da hissettiriyor. Neyin önemli olduğunu o zaman anlıyorsunuz. Hep doğru kalmaya çalışın...




 


30 Ekim 2020 Cuma

Halide Edib Adıvar- Ateşten Gömlek

Ekim 30, 2020


 Merhabalar sevgili arkadaşlar,

Yorumlamakta en çok zorlandığım kitap oldu. Kendimce eleştirilerim var. Peki! Eleştirmem doğru olur mu? 

Kendime söz vermiştim. Türk edebiyatında, okumadığım ya da okuyup asla kitapla tartışmadığım kitapları önceliğime alıp değerlendirmek ve kendi ülkemin eserlerini daha iyi kavramak istedim. 

Ateşten Gömlek kitabının adı aslında Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun kendi eseri için  düşündüğü ama Halide Edib Adıvar da sohbetleri sırasında  söylediği kendisinin de çok beğendiği için bu adı kullanmak istemiş.Kitabın başında Yakup K.K'na mektubuyla okuyucularını da bilgilendirmiş. 

Hariciye memuru Peyami yle Milli Mücadele sürecini yaşıyor ve öğreniyoruz. Peyami yle birlikte kimi zaman öfkeleniyoruz kimi zaman hüzünleniyoruz. Kendisi Sakarya Meydan Muharebesi nde gazi oluyor ve beyin ameliyatı için gününü beklerken yaşadıklarını kaleme almaya başlıyor. Ayşe karakterinden hoşlanmadım çünkü vatan sevgisi yerine insanların birbirine olan aşkı üstün tutulmuş. Herkes Ayşe için savaşırken bir tek Ayşe vatan için savaşıyordu. Yani toplumu ve vatan sevgisini yansıtış biçimi beni çıldırttı. Nitekim Ingiliz gazeteciye, köylü olarak hor görülen matemdeki Ayşe fransızca cevap verir.  Herkes şaşkınlık içerisinde kalır. Şaşkınlık bu değil Ingiliz gazetecinin sözleri insanların Ingiliz somurgesini kabulleri ve Ingilizlerin üstün bir insan modeli gibi pohpohlanması şaşkınlık yaratmaz ama hor görülen Ayşe Fransızca konuştu.'Aman Allah'ım!' Dedim. Nitekim daha sonradan aklıma geldi. Halide Edib Adıvar ilk başlarda Ingiliz yanlısı bir sömürge anlayışına sahipti. Kitaptaki bu kısımda bence şahsen kendine yaptığı bir özeleştiriydi. Kitabın sonu da beni çok heyecanlandırdı. 

 Yakup Kadri Karaosmanoğlu nun Yaban kitabı kadar beni etkilemedi. Yaban da Anadolu halkının, cahil kalmasının aydınların suçu olduğu açıkça gösterilmişti. Ateşten Gömlek ' te Anadolu halkı zaten hor görülmekte sadece Ayşe yanılttı. 

Okumanızı tavsiye ederim Milli Mücadele ve dönemindeki zorlukları anlamanıza yardımcı olacaktır. 

24 Ekim 2020 Cumartesi

Gezdim Gördüm Sevdim 2

Ekim 24, 2020

 

Merhabalar sevgili arkadaşlarım,

1 senedir Şanlıurfa dayım kaldı 1.5 sene... Bu kaldıları en çok göçebeler bilir. Evime yeni alıştım diyebilirim 10 gün önce Istanbul a ailemin yanına gittim ve ilk defa evimi özledim. Eskiden sevindiğim 1.5 sene şimdi biraz beni korkutmaya başladı. 'Ya daha uzak bir yer çıkarsa. Ya da burası kadar rahat olmazsa' gibi düşünceler aklımı çeliyor. Her şeyin hayırlısı diyorum umarım gönlümce ve herkesin gönlünce olur her şey:)

Urfa dan başka bir yere gittiğimiz de gönlüm açılıyor. Etrafta yeşillik mavi görmek özlem duyduğum bir şey haline geldi. Hoş evimin önünde bir park var bol yeşillikli ama ben tamamını görebildiğim için bir hoşnutsuzluk halindeyim sonuçta içinde kaybolduğun yeşillik güzeldir. Sonunda hasretini çektiğim yeşilliğin Urfa da en güzel haliyle var olduğunu gördüm. Bozova ilçesinde Çatak da Fırat Nehriyle yeşillik bir aradaymış. Görür görmez aşık olunacak bir maviliği vardı. Hem de merkeze 1 saatten az bir uzaklıkta mükemmel bir yer. Urfa da olup da burayı bilmeyenlere sesleniyorum. Yeşilin ve mavinin huzuruna koşarak kavuşun. Mavinin içindeki o güzel balıkları izlemek keyif vericiydi ayrıca kanocular antreman yapıyordu. Eşimle onlara çok özendik uzun bir süre hayran hayran izledik. Umarım gidenler kanocuları izleme zevkine denk gelir.












18 Ekim 2020 Pazar

Gezdim Gördüm Sevdim

Ekim 18, 2020

 


Merhabalar sevgili arkadaşlarım,


Ilk gezi yazımı yazacağım biraz heyecanlıyım. Gezmeyi çok seviyorum gezme kelimesi geçerse hasta bile olsam mühim değil hemen iyileşirim. Annem bu yüzden hastalıklarıma asla inanmazdı iştahı da kesilmeyen biriyim ama çok mızmız oluyorum çekilmezleşiyorum. Yakın zaman da grip oldum ve eşimi bezdirdim diyebilirim hasta olacağım diye şuan ödü kopuyor.

  Şimdi fasulyenin faydalarına gelebiliriz. 

Adıyaman, beni şaşırtan bir şehir oldu. Hafızama kazındı diyebilirim unutamayacağım dağlarını. Hiç dağlık olduğunu düşünmemiştim. Nitekim Nemrut dağınin arkeologlar tarafından  bulunup varılması 3 ay sürmüş. Çünkü dağları var ve dağlarının tepelerinde de köyleri var. Adıyaman Kahta tamamen dağlık giderken ve dönerken hangi dağın daha yüksek olduğunu düşünürken Nemrut a varıyorsunuz ve görüyorsunuz ki en yükseğin de benim az önce sizi korkutan dağlar minicik oluyorlar. Zıplaya zıplaya mükemmel güneşe varıp güneşe sarılarak batabilirsiniz. Gidin görün Komagene şehrini Roma Imparatorluğu nu mağlup eden küçük ama büyük Komagene görülmeye değer. Fırat Nehri nin güzelliğini Nemrut dağından izleyin. Yıpranmış ama hala güzelliğini koruyan heykelerini ve dünyanın en büyük kümbet mezarına bir bakın. Komagene kralı Antiokhos Roma Impt. yendiği için böyle bir mezar yaptırdığı düşünülüyor kendisini Tanrı ilan etmiş civardaki en yüksek dağı seçmiş görkemli mezarı için nasıl yapıldığı hakkında bir bilgi yok. Geçmişte yapılan uygunsuz kazılar yapılara çok zarar verdiği için şuan hala mezarı tam olarak bulunamamış bu halinde bırakılmış. Iyi ki bırakmışlar.

Cender köprüsü ve Kahta kalesi de hemen Nemrut dağının eteklerinde Köprü ve kale çok güzeldi. Köprü için fotoğraf çekemedim çünkü güneşin batışına yetişmemiz gerekiyordu. Nemrut kadar göz alıcıydılar diyebilirim (:

Ayaklarım da yara olduğu için ben açık ayakkabı giymek zorunda kaldım. Spor ayakkabı giyerseniz ve yanınıza bir hırka alırsanız ne mutlu size (: